Diyanetin bu haftaki hutbesi gençlik ve gençliğin korunması üzerine idi. Cuma namazına iştirak edenler hutbenin gençlik üzerine değindiği konulara son derece dikkat kesilmişlerdir. Öncesinde erkenden camiye gidenler hocalarımızın vaazıyla birlikte hutbenin uyumlu konularda olması eminim ki cami cemaatini mutmain etmiştir. Umarım hocalarımızın, cami cemaatini hayal hanesinde derin düşüncelere sevk ettiği vaazları, akabinde hutbeden okunan metinle perçinlenmiştir.

Gençlik her devrin ve her milletin olmazsa olmaz en büyük değeridir. Dinamo taşıdır. Her milletin heyecan ve aksiyon varlığının mümtaz temsilcileridir. Bir çok genç kardeşimizin de katıldığı bu Cuma namazında, hutbeyi dinledikten sonra kendisine soracağı ve kafasında sorduklarına cevap arayacağı zemin, düşüncenin kapısı olmuştur diye ümit ediyorum. Evet gençlik öneminin bu merkezlerde -ki camiler Müslümanların en kıymetli  merkezidir- dile getirilerek toplumun bilinçlendirilmesi çok önemlidir ancak benim yorumladığım kadarıyla hutbe ve vaazalar onu dinleyen insanları harekete geçirmekten ziyade orada dinlediğinle kal, o an için kafanda tahayyül et, namazdan sonra yine aynı hayata hatta hataya devam et mahiyetindedir. Bu tür hutbe ve vaazlardan ders alıp hayatına çeki düzen veren insanlar vardır, ama nedense bu durumu tam manasıyla yaşayamıyoruz. Okuyan, yazan, yaşayan olmaktan ziyade dinle keyfine göre, sana göre yaşa şeklinde hayatımıza uyarlıyoruz.

 Diyanetin çok kıymetli hizmetleri mevcuttur ancak bu konuda eksik kaldığını dile getirmek istiyorum. Dinleyeni harekete geçiren ve kişinin kendi dünyasında en derin düşüncelere sevk eden yani tefekkür ve aşk ile yorumlamasını kendine vecibe edinen bir toplum bilhassa gençlik zemini oluşturmasını ümit ediyorum.

“ Vaaz ve hutbeler bazı ayet mealleriyle süslense de, bu ayet mealleri surelerin genel anlatım tablosunun içinden çekilip çıkarılarak bağlamlarından koparılmış, böylece sadece emir bölümü bırakılmış olarak okunmaktadır. Dinleyenler bu ayetlerin kendilerinden ne istediğini o an için anlasalar bile, konunun önü, arkası bir tablo halinde sunulmadığı için dinleyenler anladıklarından yeterince etkilenmemekte, zihinlerin bu bilgilerle şekillenip formatlanması sağlanamamaktadır.” 1

Korona nedeniyle hutbeler kısa tutulmaktadır. Bu bilinçle, geniş bir zaman dilimi ayırarak hutbeyi uzatmanın bir anlamı yoktur. Son zamanlarda artan önemi de düşünülerek Kıbrıs konusuna değinilmemesi son derece üzücü olmuştur. Toplumun düşüncesi bu günlerde sağlık ve geçim sorunu olmakla birlikte bizi motive eden bu haftanın hutbesinde mutlaka Kıbrıs Barış Harekatı’ na değinilmesi gerekirdi. Uzun tutulmak istenmese de milyonlarca insanımızın bir araya geldiği Cuma günlerinde, bu konuya değinilme fırsatı bulunmuşken Kıbrıs Barış Harekatı, bu metnin hemen devamında dile getirilip toplumun hafızasının tazelenmesi gerekirdi. İşte hutbeden bir bölüm:  

Genç Kardeşim!

Sen, bu topraklarda imanından aldığın güç ve vatanına olan sevdan ile yürüdüğünde, Malazgirt’te Anadolu’nun kapılarını İslam’a açtın. İstanbul’u fethedip Resûl-i Ekrem’in muştusuna nail oldun. Çanakkale’yi geçilmez kılıp İstiklal mücadelesinde yedi düvele karşı koydun. 15 Temmuz’da devletimizin bekası ve milletimizin selameti için canından cananından geçtin ama vatanını hainlere teslim etmedin.2

Bu bölümde “Çanakkale’ yi geçilmez kılıp İstiklal mücadelesinde yedi düvele karşı koydun…” cümlesinden sonra: 1974’ te Kıbrıs Barış Harekatı’ nı gerçekleştirerek, Kıbrıs’ lı kardeşlerimize sahip çıkarak yenilmişlik psikolojisinden çıktın.” Şeklinde Kıbrıs Barış Harekat’ ını kendine has kılan özel değerleriyle dile getirecek bir cümle eklenmeliydi.

Sonuç olarak, Kıbrıs Barış Harekatı bizim mihenk taşımızdır. Bu necip milletin en kıymetli zaferlerinden biridir. Viyana kuşatmasından sonra kazanılan tek toprak parçasıdır. Kardeşlerimizin öz yurdunda günümüzde dahil sükûnet ve huzur içinde yaşamasının teminatıdır. Bu nedenle hutbede dile getirilmesi gerekirdi. Son olarak, söylenmeyerek birçok şey kaybettiğimiz ancak söylenseydi bir çok şey kazanacağımız Kıbrıs Barış harekatı, bu hafta Cuma namazına iştirak eden milyonlarca genç kardeşimizin, bu zaferde bizimdir sahiplenmesine yol açacaktı. Bu fırsatı kaçırmış olduk.

 

 

1:Hüseyin ALTUNTAŞ, “Küheylanı Terbiye Etmek” Bir Yayıncılık sayfa:140

2:https://www2.diyanet.gov.tr/DinHizmetleriGenelMudurlugu/HutbelerListesi/Gen%C3%A7lerimiz%20En%20B%C3%BCy%C3%BCk%20%C4%B0mkan%20ve%20Zenginli%C4%9Fimiz.pdf

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Nizam Demircioğlu 2021-02-08 00:41:49

Diyanetin alakaız hutbelerine değinerek tam yerinde bir yazı olmuş genç kardeşimizi tebrik ediyorum ve yazılarının devamını bekliyoruz rabbin yolunu açık eylesin

Avatar
Enes 2021-02-13 22:53:25

Kazım bey kardeşimizi tebrik ediyorum, sıradan bir düşünce yazısı değil çok önemli bir sorunumuzun farkına varmamız için bir kapı açmış. Gerçekten de kıldığımız namaz mı?

banner90