banner90
banner31

'Kıl payı' evet, ülkeye huzur getirir mi?

28 Nisan 2017, 10:38
'Kıl payı' evet, ülkeye huzur getirir mi?
Türkiye’nin yönetim sistemini parlamenter sistemden başkanlık sistemine çeviren ve içeriğinde ‘denge-denetim’ mekanizmasının olmadığı ‘Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ 16 Nisan’da yapılan oylamada %51,4’lük oy oranı ile milletimizden onay aldı. Yine milletimizin %48,6’lık büyük bir çoğunluğu bu değişikliğe hayır dedi. Milletimize hayırlı olmasını temenni ediyoruz. CHP’nin YSK’ya yapacağı ‘mühürsüz zarf’ itirazlarının kabul edilmemesi halinde sonuçlar kesinleşecek ve Türkiye resmen Cumhurbaşkanlığı Sistemine geçmiş olacak.

Anayasa değişikliklerinin toplumun büyük kesimlerinden onay alması gerektiğini, bunun içinde toplumun tamamına yönelik değişiklikler içermesi gerektiğini pek çok defa dile getirmiştik. Örneğin anayasal toplumsal mutabakat sağlanması için toplumdan % yüzde 75-80’lik destek alabilmesi o anayasa değişikliğinin gücünü ve toplumu kucaklama kapasitesini gösterir. Fakat bu değişiklikte bu önemli kriter dikkate alınmadı. Daha çok toplumun kişiye odaklı tek bir kesimin istediği şekilde bir anayasa taslağı çıktı önümüze. Kişiye odaklı diyorum çünkü değişikliğe konu maddeleri incelediğimizde gücün neredeyse tamamının bir kişiye verildiğini rahatlıkla görebiliyoruz. Durum böyle olunca evet cephesini temsil eden AKP ve MHP içinden bile yüksek oranda destek gelmedi bu değişikliğe.

Referandumda evet cephesinin seçimi kazansa bile kıl payı felaketten kurtulduğunu söylemek yanlış olmaz. Çünkü yüzde 60’ları hatta yüksek oy oranlarını hedeflerken seçimi yüzde 51,4’lük bir sonuçla kazanmak ancak böyle tanımlanabilir. Peki neden evet cephesi yüksek bir yüzde beklerken böyle bir  sonuçla yetinmek zorunda kalmıştır?

Buna birinci sebep olarak anayasa değişikliğine konu maddelerin halkın içine sinmemiş olması göstermek yerinde olacaktır. Millet büyük çoğunluğu önüne dayatılan bu değişikliği elinin tersi ile itmiştir. Kendisine dayatılan bu gömleği giymeye zorlandığı için toplumun yarısı buna hayır demiştir. Bir diğer sebep ise evet cephesinin özellikle AKP yöneticilerinin; başta cumhurbaşkanı ve başbakan olmak üzere kimi bakan ve milletvekillerinin kamplaştırıcı, ötekileştirici siyasi mesajları olmuştur. Hayır diyenleri terör örgütleri ile bir tutan, ülkenin önünde engel olarak gören bu siyasi söylem belki de evet cephesine 3-5 puan kaybettirmiştir. Seçim kampanyası başında evet oranlarının en dipte olduğu süreçte ortaya konan bu söylem bir süre sonra ters tepip geri çekilse de kararsız oyları hayıra döndürdüğü gibi sandığa gitmeyecek olan hayır cephesinin bir kesimini de bir anda sandık başına itmeye zorlamıştır. Böyle olunca da evet ile hayır arasındaki makası da kapatmıştır. Özetle evet cephesi bizzat CB Erdoğan ve BB Yıldırım’ın söylemiyle kritik bir stratejik hata yapmıştır.

Evet cephesini adeta dibe vurduran bir diğer önemli faktör ise MHP’nin içinden geçtiği çalkantılı dönem olmuştur. Başkanlık sitemine karşı olduğunu söyleyen Bahçeli’nin bir anda başkanlık  sistemini getirelim çıkışı sonrası MHP içindeki muhalefet bu çıkışı adeta fırsat bilmiş ve kampanya süreci boyunca MHP yönetimi ile muhalifleri bu noktada sürekli çatışmıştır. Bu çatışma MHP oylarında erimeye neden olduğu gibi evet oylarına yapacağı katkıyı da en aza indirgemiştir.

Referandum sürecine etki eden en kritik faktörlerden birisi Saadet Partisi’nin hayır cephesinde oluşu; güçlü ve kendinden emin bir şekilde anayasa değişikliğinde yer alan maddelerin önemli bir kesiminin milletin lehine olmadığını ilan etmesi olmuştur. Saadet Partisi’nin geçmişten bugüne tüm öngörülerinin birebir gerçekleştiğini bilen kararsız seçmenin oyunun rengini hayıra çevirmesi de bu durumdan dolayı olmuştur. Milli Görüş’ü ‘bir bilen’ olarak benimsemiş toplumun farklı kesimlerine mensup seçmenler Saadet Partisi’nin kampanya boyunca oluşturduğu sempatik ve bütünleştirici dili de göz önüne alarak sandıkta oy tercihlerini ‘hayırdan’ yana kullanmıştır.

Peki bu değerlendirmelerden sonra sorulması gereken soru bundan sonra neler olabilir?

Referandum sonuçlarının başabaş çıkması yazının başında bahsettiğimiz ‘anayasaların toplumsal mutabakat ile gerçekleşmesi’ realitesini oldukça aykırı bir sonuç içeriyor. Türkiye şuanda toplumun yarısının benimsemediği bir anayasa ile yaşamak zorunda. Yarısının benimsemediği bir yönetim modeli ile yaşamak zorunda. Hatta bu kimilerine göre bir rejim değişikliği. Sonuçların böyle başabaş çıkması toplumsal kamplaşmaları tetikleyebilir nitelikte. Bu saatten sonra ülkede hem iktidara hem de muhalefete ciddi anlamda sağduyu ve güven unsurlarının en üst düzeyde olması gerekiyor. Burda ilk derecede sorumluluk Cumhurbaşkanı Erdoğan’a aittir. Her ne kadar milletin yarısı bu sistemi kabul etmese de onlara güven vermek, korkularından arındırmak yine ona düşer. O nedenle vereceği mesajların her kelimesi çok önemli. Cumhurbaşkanının dışında özellikle ana muhalefet liderinin de duruşu çok önemli. Hayır cephesinin sözcülüğünü temsil ederken aşırıya kaçacak sivri uçları harekete geçirecek söylemlerden mümkün olduğunca uzak durmalı. Yoksa marjinal kesimleri harekete geçirecek söylemlerin bu ülkeye faydası olmayacağı gibi bedeli yüksek zararlara da neden olabilir.

Seçim sonuçlarının ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyoruz.

Yorumlar

Yorum Yaz

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x GÖNDER

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 3 yorum mevcut

    • Cafer ay 3 ay önce yorumlandı

      Abdullah bey ben ak partiliyim senin böyle yazman ülkemize zarar verir sadece inananlar kardeştir herkez fikrini yazacak biz daha önce saadet partiliydik şimdi ak partiye geçtim belki yarın tekrar saadet partisine dönerim

    • Abdullah YEŞİLDAL 3 ay önce yorumlandı

      BU YAZIYA BİR YORUM ATMIŞTIM AMA YAYINLAMADINIZ.

    • ABDULLAH YEŞİLDAL 3 ay önce yorumlandı

      SAÇINIZ SAKALINIZLA İSLAMİ CAMİAYA AİT GÖRÜNTÜNÜZ VAR AMA SÖYLEMLERİNİZİN HAÇLI ZİHNİYETİ İLE, MALUM MEDYA ZİHNİYETİ İLE HİÇBİR FARKI YOK.SİZİ OKUYACAĞIMA FATİH PORTAKAL DİNLERİM DAHA İYİ.BİR ÖNCEKİ REFERANDUM MADDELERİ YAZINIZDA FELAKET TELLALLIĞI YAPIYORDUNUZ NE OLDU DEDİKLERİNİZİN HANGİSİ OLDU DA ŞİMDİ REFERANDUMU DEĞERLENDİRMİŞSİNİZ.28 ŞUBATTA ERBAKANA REVA GÖRÜLMEYEN HAKARETLERİ ŞU ANDA İSLAMİ CAMİA TAYYİP ERDOĞANA YAPIYOR.BÜTÜN DÜNYA BİR OLDU ADAMA SALDIRDI HÂLÂ TOPLUMSAL MUTABAKATTAN BAHSEDİYORSUN.ERBAKAN'A SÖVENLERLE ERBAKAN I ANMA PROGRAMINDA YANYANA GELENLER TOPLUMSAL MUTABAKAT SAĞLADI ZATEN.DAHA HANGİ TOPLUMSAL MUTABAKAT BEKLİYORSUN. TAYYİP AYASOFYAYI İBADETE AÇSA DA SİZE YARANAMAZ.SİZE KİLİSE OLMUŞ HALİ LAZIM.YAZILARINI BUNDAN SONRA OKUMUYORUM.BÖYLE HER ÖNÜNE GELENİN YAZISINIZ BURADA YAYINLADIĞI İÇİN BU SİTEYE DE BİR DAHA TIKLAMAM. YAZACAKSANIZ ADAM GİBİ BİRSEŞLER YAZIN BURAYA DA MİLLET BELKİ OKUR.

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    Sayfalar
    E-Gazete
    • Ofunnabzi.com | Ofun Büyük Haber Portalı - 21 Aralık 2016 124. Sayı Manşeti
    • Ofunnabzi.com - 30 Kasım 2016 Manşetii, 123. sayısı
    Karikatür
    • Of'un Nabzı logo
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv

    banner88