banner90

KORKMAZ'DAN OKUYAN'A 'HODRİ MEYDAN' ÇAĞRISI!

Of Cumapazarı Kur’an Kursu icazet merasimine katılan Ömer Faruk Korkmaz hoca, merasimde yaptığı konuşmada programa katılanlar arasında yer alan Prof.Dr. Mehmet Okuyan'ın “Kur’an’a Göre Kabir Azabı” isimli eserine, isim belirtmeden yaptığı reddiye sonrası kürsüye çıkan Okuyan'ın cevap vermesi sonrası Korkmaz hoca yeni bir açıklama yaptı.

03 Eylül 2016 Cumartesi 02:48
banner31
KORKMAZ'DAN OKUYAN'A 'HODRİ MEYDAN' ÇAĞRISI!
 Of'un Nabzı'na yaptığı açıklamada  Okuyan’ın kitaplarında ve konuşmalarındaki bazı söylemlerine eleştiri yaptığını söyleyerek şu açıklamayı yaptı:

"Geçtiğimiz Cumartesi günü katıldığım bir icazet merasiminde Prof.Dr.Mehmet Okuyan da davetliydi. Okuyan'dan önce söz bana verilince isim vermeksizin Okuyan’ın kitaplarında ve konuşmalarındaki bazı söylemlerine eleştiri getirdim. Geleneği tasfiye ederek tesis etmeye çalıştıkları “Kur’ancı Mealci Söylem”in açmazlarından bahsettim. Sadece Kur’an ayetleri üzerinden misaller vererek devam ettirdiğim konuşmamda Okuyan’ın düşünce yapısının dini çıkmaza götüreceğini örneklendirdim bir takım ayetlerle.

BANA İFTİRA ETTİLER!

Benden hemen sonra sözü alan Okuyan beni kendisine iftira etmekle, milletin anlamayacağı şeyleri onlara anlatmakla, şahsi dertlerimi kürsüye taşımakla suçlarken kendisine yönelttiğim onlarca soruya değinmedi bile. Sadece suçladı ve demagoji yaptı. Merasimin akabinde Okuyan’la münazara yapmamı isteyenlere “memnuniyetle” dedim. Teklifi ona da yönelttiler ve o da üstünkörü “olur, olabilir” demiş. Bu olayı sosyal medya hesabım üzerinden kamuoyuyla paylaşmamın akabinde hadisenin yanlış anlaşılarak bazı kardeşlerimizin benim Mehmet Okuyan’a münazara teklifinde bulunduğumu dillendirdiğini öğrendim. Hüsnü zan ahlakını muhataplarına hasr etmiş Okuyan beyin sevenleri de bu iddia üzerinden “benim popülaritemi artırma hevesinde olduğumu” söyleyerek bana iftira ettiler, kul hakkına girdiler. Tüm haklarımı bu kardeşlerimize helal etmemle birlikte bunların hiçbirisinin hakikati yansıtmadığını ifade etmeliyim.

OKUYAN BEYE MÜNAZARA TEKLİF ETMEDİM

Zira, ben Mehmet Okuyan beye münazara teklif etmedim. Sadece, bahsi geçen icazet merasimindeki konuşmalarımızı dinleyen hazirûndan bazı imam arkadaşlar, bana, kendisiyle münazara yapıp yapmayacağımı sorunca “memnuniyetle” diyerek müspet cevap verdim. Bu teklifi kendisine de iletilince “ olur, olabilir” demiş. Şimdilerde ise bu sözünün arkasında durması gerektiğini hatırlatan arkadaşları engellemekle meşgul.

Popülaritemi artırma diye bir derdim olmadı hayatımın hiç bir deminde. Böyle bir derdim olsaydı eğer, başta Lalegül Tv olmak üzere bir kaç televizyon kanalından gelen program yapma tekliflerini kabul ederdim. Okuyan’la münazara teklifine müspet cevap vermem “şahsıma” güvenimden değil, uğrunda nefes tüketmeyi cihana muadil saydığım ehl-i sünnet müktesebatına itimadımdandır.

OKUYAN’IN MATBU TÜM KİTAPLARINI OKUDUM!

Kitaplarını okumadan, kendisini tanımadan Mehmet Okuyan’ı eleştirdiğimi iddia eden kardeşlere de şunları söylemek isterim: Mehmet Okuyan’ın –bir kaçı hariç- matbu tüm kitaplarını okudum, bir çok konuşmasını dinledim. Görüşleri hakkında reddiye mahiyetinde makaleler kaleme aldım. Bir kaç ay önce de Düşün Yayıncılık baskılı “Kur’an’a Göre Kabir Azabı” isimli eserine –belki bir kitap çapında olacak” reddiye mahiyetinde bir çalışmaya da başladım. İlim, eleştiri yaparken şahsın söylemlerini esas almayı iktiza eder. Ben de Okuyan bey’i söylemleri ve bu söylemlerinin müslümanların zihinlerindeki karşılıkları üzerinden tenkit ettim. O ise bu tenkitlerime “Ben otuz yıldır geceleri sadece üç-dört saat uyuyorum, buyrun evime gelin ve Buhari’min okunmaktan yıprandığını görün” gibi hedef saptıran cümlelerle cevap verdi.

SİZİNLE TARTIŞMAYA HAZIR OLDUĞUMU SÖYLEDİM!

Okuyan bey! Evinize gelmeme gerek yok. Kitaplarınızı okuyor, konuşmalarınızı dinliyor ve bunlar üzerinden sizi muâheze ediyorum. Eğer basılı eserlerinizde yazdıklarınızla ekranlar karşısında söylediklerinizin arkasında iseniz istediğiniz her hangi bir veya bir kaç mevzuyu sizinle tartışmaya hazır olduğumu söyledim münazara teklif edenlere, hepsi bu kadar. Takdir edersiniz ki; ilim, derdi sadece reyting olan Tv kanallarında geleneğe “uydurulan din” yaftasını vurarak, tek taraflı söylemlerle birilerini tekfir etmek değildir. Tabi ki ilim adamlığı da...

BENİMLE YÜZLEŞMEYECEĞİNİ SÖYLEMİŞ!

Hadisenin ilerleyen sürecinde Tv Ekranlarında, milyonların karşısında ümmetin yekûnunu teşkil eden sahîh İslam anlayışına "uydurulan din" diyen ve seleften bize tevarüs eden o muazzam mirası da yok sayarak insanları "Kur'an'a çağırma" sloganı adı altında "kendi Kur'an anlayışına" çağıran Mehmet Okuyan bey, kendisini münazara için arayan kimselere benim facebook sayfamda yayınladığım iki yazıyı göndererek "Ne gerek var böyle şeylere? " demiş ve bu yüzden benle yüzleşmeyeceğini söylemiş.

BİZE PERDELER ARKASINDAN MI SALDIRIYORSUNUZ?

Okuyan bey, ben ne sizinle olan şahsî bir husumetimi taşıdım kamuoyuna ne de kişisel bir çekişmemizi. Siz bize saldırırken kapalı perdeler arkasında fısıltı derekesindeki bir ses tonuyla mı saldırıyorsunuz? Siz, geleneğe "uydurulan din" yaftasını kaf dağının gizli dehlizlerinde mi vuruyorsunuz acaba? Sizin milyonların karşısında konuştuklarınızı tek taraflı değil de bir de karşılıklı tartışma şeklinde konuşmak istediğimizi duyurmamız hangi ölçülere göre ahlâkî sınırların dışına taşmak oluyor? Mevzuları açıklarken birinden diğerine geçtiğiniz lehinize olan ayetlerin yanında bir de ıskaladığınız Kur'an ayetleri olduğunu hatırlatmamız ne zamandan beri ahlâkî ilkelerle çatışır bir tutum oldu?

SAHİ, BU TERAZİNİN KAÇ KEFESİ VAR?

Kabir azabıyla ilgili kitabınızda, okumaktan yıprattığınızı söylediğiniz Buharî rivayetlerini Kur'an'a zıt oldukları için kabul etmeyerek, ruhun öldükten sonraki durumuyla ilgili bazı sahih rivayetlerin eski cahiliyye kültüründen geldiğini söyleme cüretinizin aynısını, bu düşünce yapınızdan hareketle bir kısım Kur'an ayetlerinde de sergilemeniz gerektiğini söylememiz neden gayr-i ahlâkî bir tutum oluyor?Sizi, tamamen usûlî bir konu olan "Arzu'l-ehâdîs ale'l-Kur'an" konusunu Kırbaşoğlu'nun "Alternatif Hadis Metodolojisi" üzerinden değil de usul ve "Nakdu'l-hadîs" kitapları üzerinden tartışmaya çağırmamız hangi gerekçeden dolayı etik kabul edilmiyor? Sahi, bu terazinin kaç kefesi var?

VARSIN AKADEMİK KÜRSÜLER SİZİN OLSUN!

Ekranlar karşısında rivayetleri amansızca eleştiriye tabi tutarken, içlerinde sahih hadisler de bulunan rivayetleri “Kur’an’a arz etme” adı altında kendi Kur’an anlayışına, hevâlarına arz ederek reddeden sizlerin, dînî istikametlerine, itikâdî düşüncelerine “uydurulmuş din” dediğiniz Ferşat Efendi’lerin, Dursun Efendi’lerin, Aşıkkutlu’ların, Hacı Hasan Efendi’lerin coğrafyasında Sprenger, Sacy, Karl Pfander, Ernest Renan, William Muir, Ignaz Goldhizer, Snouck Hurgronje, Louis Massignon gibi Oryantalistlerle örtüşen düşünce yapınızı kürsülerden dillendirmenize sessiz kalmayacak, eserlerinizde yazdıklarınız ve ekranlarda söyledikleriniz üzerinden her platformda gerçek düşüncenizi deşifre edeceğiz. Varsın akademik kürsüler sizin olsun, söyleyin söyleyeceklerinizi oralarda. Bu toprakların bize intikalinde canlarını vererek bedel ödeyen ehl-i sünnet ecdadımızın mihraplarında, kürsülerinde, minberlerinde Abdullah Çekralevî’lerin, Ahmedüddin Amritsarrî’lerin,Eslem Ceracpûrî’lerin, Gulam Ahmed Perviz’lerin söylemleriyle konuşulamaz. Topraklarımızın düşmana teslim edilemeyeceği ne kadar olmazsa olmazımızsa İslâmî bilincimizin işgal edilemeyeceği de o kadar vaz geçilmezimizdir.     

BİZ POLİTİK BİR KAVGA PEŞİNDE MİYİZ?

Ayrıca, bize cevap sadedindeki “insanlar sizi de dinlesin, bizi de dinlesin. Küçük olup benim olacağına, büyük olup hepimizin olsun” şeklindeki ifadelerinize şaşmamak mümkün değil. Bu ifadeyi siyasal seçimlerin arefelerinde halka seçim vaatlerini arz eden siyâsîler kullanıyor ve millet bu vaatler karşısında gönlünün yattığı partiye oy veriyor. Biz politik bir kavga peşinde miyiz Okuyan bey! Ortada Allah’ın dini var ve Allah’ın kitabına çağırma adı altında akâid-i islâmiyyenin esaslarının sözde ayetlere muhalif oldukları gerekçesiyle tarumar edilmesi var. Her ilmin vaz geçilmez usulleri, tartışılamaz neticeleri, kabul edilmesi zorunlu esasları olduğu gibi İslamî ilimlerin de vardır. Bunları görmezden gelerek on dört asırlık bu muhkem yapıyı çökertme gayesiyle “indirilmiş din” sloganının arkasına sığınarak “inanç yağmacılığı” yapmanıza asla müsaade etmeyeceğiz biiznillah...         

Of'un Nabzı | Of'un Büyük Haber Portalı

Yorumlar

Yorum Yaz

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x GÖNDER

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 3 yorum mevcut

    • Ömer küçükakyüz 2 yıl önce yorumlandı

      İslam dört ana temel üzere bina edilmiş bir dindir kitap sünnet icma kıyası fukaha. Kur'an merkez , Hadis izah, icma liyakatlı kimseler (alimler)ce kabül , kıyas bu kabüllerden çıkan hükümlerin beyanıdır. Allah Ömer Faruk Korkmaz gibi ehli sünnet hocalarınızın sayısını arttırsın. Mehmet Okuyan gibi tahrifcilerin kökünü kurutsun. Âmin

    • tamer yorgancı 2 yıl önce yorumlandı

      benim anlamadığın bir şey söyleniyorsa kuranı kerime bakılsın hadis şerif tartışmaya ne gerek var

    • RIFKI KALEMCİ 2 yıl önce yorumlandı

      hangisi hoca anlamadım cevap verirmisiniz

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    Sayfalar
    E-Gazete
    • Ofunnabzi.com | Of'un Nabzı Gazetesi 140. Sayısı
    • Ofunnabzi.com | Ofun Büyük Haber Portalı - 21 Aralık 2016 124. Sayı Manşeti
    Karikatür
    • Of'un Nabzı logo
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv