GÜNCEL Haberleri Tümü

Külliye'yi kim, neden yıktı?

 

Bilen bilir; İstanbul’un keşmekeşinden uzak, havası temiz, yeşili bol bir yer Çavuşbaşı. Bilmeyenler de burada geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen bir yıkımla duydular adını. Ümraniye’den araçla yaklaşık 30 dakikalık uzaklıkta bulunan Külliye’ye, ana caddeden çıktıktan sonra köy yolunu andıran patikayı aşarak ulaştık. Selçuklu mimarisini andıran tek minareli taş yapılı camiyi görünce hedefe vardığımızı anladık. Nakşibendi tarikatinin Türkiye’deki en önde gelen ismi, Türkiye ve dünyada yüz binlerce müridi, milyonlarca seveni bulunan, yüzlerce âlimin ziyaret ettiği, onlarca siyasetçinin kapısının eşiğini aşındırdığı “Mahmud Efendi Hazretleri”nin de yaklaşık 10 yıldır ikamet ettiği Külliye’nin mütevazı kapısında Marifethaber Genel Yayın Yönetmeni Ersoy Eryan ve diğer talebeler karşıladı bizi. Mahmud Ustaosmanoğlu’nun kaldığı bölüme “Hane” diyorlar. Kış yorgunluğundan kaynaklı müsait olmaması nedeniyle kendisiyle görüşemedik ancak bizi Mahmud Efendi’nin bacanağı ve en yakınında ona hizmet eden Marifet Derneği Başkanı Muhammed Keskin Hoca güler yüzüyle karşıladı.

‘MAHMUD EFENDİ KÜLLİYESİ’

Yıkım sonrası haberlere konu olan bu alanda tamamlanmış bir binanın yanısıra devam etmekte olan bir cami inşaatı var. Bir de yıkım sonrası yerle bir olmuş ek binalar. Kendilerini “Efendi Hazretleri’nin Hizmetkârları” olarak tanıtan Muhammed Keskin Hoca ve arkadaşları, buranın tamamına “Mahmud Efendi Külliyesi” diyorlar. Resmi evraklarda ismi “Yıldıztepe C-Tipi Mesire Yeri” olarak geçiyor. Marifet Derneği burayı Orman Bakanlığı’ndan 2014 yılında kiralamış. Geçen zamanda her hafta Külliye’yi ziyarete gelen on binlerce kişiyi daha iyi ağırlamak için projeyi genişletmek istemişler. Bakanlıkla yaptıkları yazışmalar sonrasında yeni bir vaziyet planı hazırlamışlar. Ancak söylediklerine göre yazışmalar sürerken aniden yıkım kararı alınmış. Süreçte yaşananları Muhammed Keskin şöyle özetliyor:

 

‘BAKANLIK’TAN KİRALADIK’

“Biz burayı Orman Bakanlığı’ndan şu amaçla kiraladık: Efendi Hazretleri 10 senedir Beykoz’da ikamet etmektedir. Türkiye’den ve dünyadan geniş bir seven kitlesi bulunmaktadır. Yoğun bir şekilde misafir akınına uğruyor burası. Verdiğimiz projelere bakarsak herhangi bir ticari unsur barındırmamaktadır. Taş işçiliğiyle yapılan bir cami, hanımlar mescidi, kız ve erkek Kur’an kursları, ‘alimleri misafir etmek üzere bir misafirhane, şehid Bayram hocamızın adını taşıyan kütüphane ve hizmet binası vardı.

Biz burayı 29 yıllığına kiraladıktan sonra Orman Bakanlığı yetkilileriyle görüşerek burayla alakalı bir vaziyet planı hazırladık. Biz iki sene içerisinde üzerimize düşen mevzuattaki yapmamız gereken şeyleri yaptık. Bizi 2 şeyle suçluyorlar çok katlı bina yapma, bir de tabanı genişletme. Bir kısım medyada yapılan haberlerdeki gibi burada kaçak yapı söz konusu değil. Biz burada Orman Bakanlığı’ndan arazi kiralamışız, 2 senedir kiramızı veriyoruz. Aramızda sözleşme mevcut, sonra aramızda Orman Bakanlığı makamlarının müteselsil onayladığı, imza attığı vaziyet planı var. Dolayısıyla bizim buradaki yapılara kaçak demek doğru değil. 

'HABERLERİ VARDI, YIKMAYI TERCİH ETTİLER’

Orman Bakanlığı tebliğinde çok katlı binalar zaten mevzuatta var. 296. tebliğde 3 kat, 300 nolu tebliğde de 4 katlı yapabiliyorsunuz zaten mesire yerlerinde. Onlar mevzuatı bizden daha iyi biliyorlar. Dolayısıyla çok katlı binalar suç teşkil etmiyor. Bu, mevzuattan doğan hakkımız. Mevzuatın dışına çıkmak veya projenin dışına çıkmak olarak kabul etmiyoruz. 

Taban genişletmesine gelince de yine mevzuattan ve sözleşmeden doğan hakkımız 15. Madde’de der ki, sözleşmede işletmeci projeleri ihtiyacı karşılamadığında yeni bir ek vaziyet planıyla Orman Bakanlığı’na başvurarak ek vaziyet planını onaylatır. Bu 2 sene zarfında buraya gelen kalabalıklar nedeniyle ilk verdiğimiz vaziyet planındaki projelerin yeterli hizmeti sağlayamayacağını anladık. Sonra vaziyet planında değişikliğe gittik. Tabandaki genişleme doğrudur. Biz bunu zaten Orman Bakanlığı yetkililerine Sayın Orman Bakanı’na ve Başbakanımıza ifade ettik. Kendilerine dosya verdik. Bu dosyanın birinci sayfasında buradaki durumu özetleyen bir dilekçemiz mevcuttu sonra altta buradaki yaptığımız projelerin çizimlerin hepsini verdik. Bunların hepsinden haberleri vardı kendilerinin. Biz onlardan yardımcı olmalarını ve kolaylık sağlamalarını talep ettik, onlar ise zorluk çıkarmayı ve yıkmayı tercih ettiler.

NE OLDUYSA İSMAİLAĞA VAKFI YETKİLİLERİNİN ŞİKAYETİNDEN SONRA OLDU

Ne olduysa son dönemde İsmailağa Vakfı yetkililerinin şikâyeti ve siyasi iradeyle beraber hareket eden bazı hocaefendilerin muvafakat etmesinden sonra oldu veyıkım gerçekleşti. Yoksa 2 seneden beri istişareli çalışma söz konusuydu. Biz inşaatları bitirdikten sonra burada bir hukuksuzluk gördüler. İki sene görmedin de inşaatlar bitme aşamasına geldiğinde mi hukuksuzluk gördün?” 


YIKIM HUKUKİ DEĞİL’

 İsmailağa’dan kim şikâyet etti sizi?

İsim vermeyelim. Bizim bildiğimiz isimler de var. Bilmediğimiz isimler de var. Neticede yıkım hukuki değil. Beykoz ilçesinde kaç bin tane yıkım kararı var ve kaçı uygulanmış? Kaçını uygulayabilmişsiniz? Mesela İstanbul’un tarihi silüetini bozan 16-9 hakkındaki mahkeme kararını biliyorum. Onun mahkeme kararı var, yıkabildiler mi? Netice Olarak biz bu yıkımı “Birileri şikayet etti diğerleri de yıktı” olarak görmüyoruz. Bilakis bir ortak çalışma ürünü olarak telakki ediyoruz.

‘POLİS, ORMAN MÜDÜRÜNE YIK BASKISI YAPTI

Yıkım esnasında neler yaşandı?

Yıkım öncesi geceyarısından itibaren gelenleri gönderdik. Yetkililer buraya geldiklerinde bine yakın ihvan vardı, onlara “Asayişi bozacak herhangi bir hareket istemiyoruz” dedik. Sokağı kapattık, insanları burada tuttuk, insanların yıkım ekibiyle karşı karşıya gelmemesini sağladık. “Size kapı hazırladık buradan gelin yıkın” dedik. Ama “Önce belgenizi gösterin” dedik. Bize bir savcılık veya mahkeme kararı gösteremediler. Kanlıca Orman Müdürü burayı 17/2’ye göre yıkıyorum dedi. 17/2 yanma yoluyla açılan ormanlar. Hani yangın çıkmış açılmış, vatandaş girmiş ağaçları yakmış, sonra içine girmiş inşaat yapmış, bununla alakalı bir madde bu. Burası bir kere 17/2 değil. İkincisi mesire yeri, üçüncüsü aramızda bir sözleşme var. Dördüncüsü onaylı bir vaziyet planımız var. Yani bu dediklerinin hiç biri burada tutmuyor. Yine de orada kararlıydılar orada. Çünkü Çevik Kuvvet Müdürü Orman Müdürüne dedi ki “Ne bekliyorsun, emri ver yıksınlar!” diyerek baskı yaptı. 

‘İLK TAŞI EFENDİ HAZRETLERİ KOYDU'

 Mahmud Efendi yıkım esnasında bu Külliye’deydi, nasıl karşıladı yıkımı?

Efendi Hazretleri bu binalar yapılırken ilk taşı koydu. Biraz rahatsızdı, tam teferruatlı anlatmadım. Üzülmesini de istemedim. İlk başta yıkacaklarını söylediğimde sorduğu soru şu oldu: Niye? Kim yapıyor bu işi? Yıkımdan sonra da “Bakalım ne olur?” Buyurdular.

‘28 ŞUBAT’TA BÖYLE YIKIM YAPILMIYORDU’

‘Yanlışlıkları bizzat insanların yüzüne karşı söylemiş insanlarız biz, çekinen insanlar değiliz. 28 Şubat’ta böyle yıkılmıyordu, mühür vuruluyordu. Başka bir kapıdan tekrar giriyorduk. Bu adalete ve Müslüman ahlakına yakışan bir şey değil. Devlet ahlâkına yakışan bir şey değil. Benle görüşen insansınız, istediğiniz zaman telefon açıyorsunuz. Seçimden sonra telefon açıyorsunuz ve “Bundan sonra el-ele, omuz-omuzayız” diyorsunuz, sonra size ulaşmaya çalışıyoruz, ulaşamıyoruz. Bize bir şey demiyorsunuz. Bizimle görüşebilirdiniz. “Yıkın gitsin” denince biz de bu işin faillerini açıklamak zorunda kaldık. 

MARİFET DERNEĞİ KİME AİT, NE YAPAR?

Muhammed Keskin Hoca bu soruya şöyle cevap veriyor: Marifet Derneği, Mahmud Efendi Hazretleri’nin hizmetkârlarından oluşuyor. Yaklaşık 10 senedir burada, Çavuşbaşı’nda Mahmud Efendi Hazretleri’nin hizmetlerini görüyoruz. Ahıska yayınevi’yle Efendi Hazretleri’nin kitaplarını basıyoruz, tercüme eserler basıyoruz, uluslararası organizasyonlar yapıyoruz.  

Paylaş
Tweet Paylaş Paylaş
Yorum Gönder
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir. Teşekkür Ederiz.
Yorumunuz onaylanmıştır, teşekkür ederiz.
Ad Soyad
Yorumunuz